Zaman, sadece saatlerin akrebi ve yelkovanıyla ölçülen bir kavram mıdır? Yoksa zihnimizin varoluşu anlamlandırma çabası mıdır? Geçmiş, yalnızca anılarımızda var olan bir yanılsama; gelecek ise henüz dokunamadığımız bir potansiyel midir?
Gerçekten sahip olduğumuz tek an şimdidir. Ancak insan zihni, şimdinin o daracık aralığında sıkışıp kalmak yerine, sürekli olarak ya geçmişin hatalarını yeniden yaşar ya da geleceğin kaygılarını bugüne taşır. Varoluşumuzu anlamlandırmak, zamanın bu lineer baskısından kurtulup 'an'da köklenmekle başlar.
Yorumlar (0)